Опиши Жилина (или Костылина) по данному плану, подбирая цитаты из рассказа. 1.Военное звание. 2.Внешний вид. 3.Как попали в плен. 4.Где жил в плену. 5.Чем кормили. 6.Чем занимал себя. 7.Как готовился к побегу. 8.Твое отношение к нему, как к личности.
mesellerin finalinde, her ne hikmetse, gökten daima hat-trick yaparcasına düşen o üç elmadan ilkini kapana göre üç gün, ikincisini yakalamayı başaran için üç asır ve elmaların üçüncüsü başına konana göre ise otuz bin asır (ya da, gelin, nâkilan-ı mesel jargonunun o bildik – beylik kalıbıyla söyleyeyim: tamı tamına üç vakit) önce; yerkürenin, bize şu an için meçhul olan bir coğrafyasında kurulmuş olan güzel ve ziyadesiyle asûde bir ülke; bu ülkede sevimli ve mütevazi bir belde ve bu beldede de, bir nâkilan olarak, aralarında gezinileceğini ümit ettiğim ilerleyen satırlarımda hikâyesini paylaşacağım, efsanevi bir berber var imiş.
bu berber o kadar maharetli ve o denli marifetli imiş ki, hemşehrileri, ülkelerinin atalarından gelen gerçek ismini rafa kaldırıp, ona, bu berbere nispetle berberistan diyorlarmış.
Это про нас. Таких, как Ассоль - единицы. Мир вокруг себя, нужно чувствовать, а не потреблять. Они бесцельны, если у них эта цель появляется, то её надо осуществлять, использовать. Для Ассоли не было такой задачи, она жила своим чувством к неведомому, к тайне, к её раскрытию. Её не огорчало, затянувшееся ожидание, она была пронизана той идеей, тем миром, который ей открывался, и если бы на горизонте она не увидела "Алых парусов" это не послужило бы поводом к разочарованию в жизни. Люди, которые окружали Ассоль, смогли увидеть только свершившийся факт прихода чужого счастья, потому что труд, который, бесспорно, был затрачен ею на время ожидания встречи, для их сознания был напрасен и они так и остались с мыслью о том, что «корабль с красными парусами» всего на всего невероятная случайность. А нравы? Их нравы определяются жизнью для брюха, и обыкновенной нетерпимостью к людям увлечённым своей идеей.
mesellerin finalinde, her ne hikmetse, gökten daima hat-trick yaparcasına düşen o üç elmadan ilkini kapana göre üç gün, ikincisini yakalamayı başaran için üç asır ve elmaların üçüncüsü başına konana göre ise otuz bin asır (ya da, gelin, nâkilan-ı mesel jargonunun o bildik – beylik kalıbıyla söyleyeyim: tamı tamına üç vakit) önce; yerkürenin, bize şu an için meçhul olan bir coğrafyasında kurulmuş olan güzel ve ziyadesiyle asûde bir ülke; bu ülkede sevimli ve mütevazi bir belde ve bu beldede de, bir nâkilan olarak, aralarında gezinileceğini ümit ettiğim ilerleyen satırlarımda hikâyesini paylaşacağım, efsanevi bir berber var imiş.
bu berber o kadar maharetli ve o denli marifetli imiş ki, hemşehrileri, ülkelerinin atalarından gelen gerçek ismini rafa kaldırıp, ona, bu berbere nispetle berberistan diyorlarmış.